Haleplilere 7 Tır İnsani Yardım

HASENE International e. V.

Kreissparkasse Köln
IBAN: DE80 3705 0299 0149 2890 54
BIC: COKSDE33XXX

Haleplilere 7 Tır İnsani Yardım

Hasene Derneği geçtiğimiz hafta Haleplilere ve Suriyeli mazlumlara ulaştırılmak üzere 7 tır insani yardım gönderdi. ‘Halep’i yaşat ki, insanlık yaşasın’ sloganıyla yaptığı acil yardım çağrısı kapsamında gönderdiği tırların içerisinde un, gıda paketleri, süt ürünleri, battaniye, hanımlar için hijyen seti gibi yardım malzemeleri bulunuyor.

 

Bir çocuk düşünün; sırtında montu, ayağında ayakkabısı olmayan. Bir bebek düşünün; ailesinin kendisini soğuktan korumak için saracağı battaniyesi olmayan, içecek sütü bulunmayan. Bir hanım düşünün, hijyen malzemelerinden mahrum. Bir ev düşünün, ocağında pişecek aşı bulunmayan. Suriye’de altı yılı aşkın süren savaş yüz binlerce insanın hayatına mal oldu. Milyonlarca mazlumun hayatını altüst etti. Çocuklar denizde boğuldu, kadınlar ve yaşlılar bombalar altında can verdi. En son Halep’te yaşanan insanlık dramı savaşın acımasız boyutlarını tüm çıplaklığı ile gösterdi. Halep’te sivillere dönük yapılan katliam girişiminin ardından siviller güvenli bölge olarak İdlib’e sevkedildi.

Hasene Derneği’nin yardım tırları Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan İdlib’e geçiş yaptı. Cilvegözü sınır kapısında bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamada Halep’in vurulduğuna, yıkıldığına ve yakıldığına dikkat çeken Hasene Türkiye Şubesi Başkanı Abdullah Erbay, “Evini yurdunu kaybeden onbinlerce insan açlık ve soğukla karşı karşıya.

Onların çaresiz ve kimsesiz olmadıklarını göstermek için Hasene Derneği olarak Halep’e, Haleplilere yardım eli uzatıyoruz” diye konuştu. Erbay ayrıca yaşanan zulme sessiz kalanları da eleştirdi ve şöyle konuştu: “Halep’i ölüme terkedenlerin insanlığı ölüme terkettiğinin farkında olsun. Halep’te, Suriye’de, Arakan’da zulme sessiz kalanların, bu zulmü durdurmak için gerekli adımları atmayanların ne insandan, ne insan haklarından, ne de evrensel değer ortaya koymalarından bahsetmeye hakkı yok.

Yaratılmışlar içerisinde müstesna bir yere sahip olan insan, hangi coğrafyaya ait, hangi ırk ve dile sahip olduğundan bağımsız olarak onuru da, yaşamı da korunmalıdır. Olan gözlerimizin önünde, biz yaşarken oluyor. Her birimiz yaşadığımız dönemin şahitleriyiz. Yaşananlar bize adeta diyor ki, mazlum ve mağdursanız, sahipsiz iseniz, ne onurunuz kalır, ne de yaşamaya hakkınız.”

Yaptığı basın açıklamasında Erbay savaşın başladığı dönemden itibaren insani yardımları sürdürdüklerini ve bundan sonra da sürdüreceklerini söyledi ve şöyle konuştu: “6 yıldır Suriyeli mazlumlara yardım ediyoruz ve bu noktada insani yardımlarımızı sürdüreceğiz. Geçtiğimiz hafta, Hasene Derneği’nin içerisinde 720 battaniye, 500 çocuk montu ve 500 adet 15’er kiloluk büyük gıda kolilerinden oluşan yardım tırı Suriye’ye ulaştı. Yardımlar ilk olarak içerisinde Halepli ihtiyaç sahiplerinin de olduğu, evleri yıkılan ve bir okulda barınan Suriyelilere dağıtıldı.

Avrupa’daki insanların yardımları ve destekleriyle, duyarlı insanlarımızın bağışları ile alınan insani yardımları 4 tıra yükledik ve mazlum Suriyelilere, mağdur Haleplilere ulaştırılmak üzere sınırdan girişini yapıyoruz. Tırlarımızda 2 bin gıda kolisi, 6 bin battaniye, yatak, hijyen seti, çocuklar için oyuncak, süt ve süt ürünleri bulunuyor ve yardımların tamamı kullanılmamış, yani yeni malzemelerden oluşuyor. Her biri 25 ton undan oluşan 2 tırımız da kış şartlarından dolayı gelemedi, önümüzdeki günler de onlar da Suriye’ye giriş yapacak.

Mazlum ve mağdurlar için yardımlarını esirgemeyen tüm bağışçılarımızdan, bizlere desteklerini esirgemeyen yardımsever insanlarımızdan Allah razı olsun. Yardım tırlarımızın yolu açık olsun.”

Üstlerinde mont olmayan Halepli kızlar…

 Dağıtım için tırlarımız yeni gelmiş, Cilvegözü sınır kapısına yakın bir noktada bekliyorduk. Hava soğuktu.Üzerlerinde mont olmayan sekiz dokuz yaşlarında iki kız çocuğu dikkatimizi çekti. Ayaklarında kışlık ayakkabı yoktu; yalnızca terlik vardı. Yanlarına vardık ve konuşmaya çalıştık. Nereden geldiklerini, nerede yaşadıklarını sorduk. Herşeyi tam olarak anlayamasalar da Türkçe konuşabiliyorlardı. Kızlardan biri hiç konuşmadı. Çekingen davranışları her halinden belliydi. 3 yıl önce Halep’ten geldiklerini söylediler. Kardeşlermiş ve 6 kardeşleri daha varmış. Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde kalıyorlarmış. Neden üzerlerinde mont olmadığını sorduk. Kızlardan biri ‘Var ama küçük geliyor’ diye karşılık verdi. Tırlarımız içerisinde o an mont olsaydı, orada giydirecektik Halepli kızları; lakin o an yoktu. Başlarını okşadık ve oradan ayrıldık.

Halepli Ammar’ın Hikayesi

Ammar henüz 12 yaşında. Çocukluktan çıkıp, gençliğe adım atacağı yaşta büyük acılar yaşamış. Biz kendisini ziyaret ettiğimizde yaşadığı tüm acılara rağmen yüzündeki tebessüm kaybolmamış, o kadar içten gülüyordu ki! Kısa bir süre önce, Halep muhasara altında iken Halep’e atılan bombalardan birisi de Ammar’ın kaldığı eve isabet etmiş. Ammar ağır yaralanmış, kız kardeşi ve annesini orada kaybetmiş. Ağır yaralı bir şekilde Hatay’ın Kırıkhan ilçesindeki hastaneye getirilmiş. Ammar hayatta kalmış kalmasına ama sol bacağını komple kaybetmiş. Ammar annesini ve kız kardeşini kaybettiğini bilmiyor.

Hataylı Mehmet Bey’le tanıştık hastane ziyaretimizde. Mehmet Bey gönüllü olarak Kırıkhan’daki hastaneye geliyor ve buradaki hastaları konuşmaları ile motive ediyor. En fazla da Ammar’ı. İyilik sever, güzel kalpli bir insan. Mehmet Bey anlatıyor: “Ammar’ı sürekli ziyaret ediyorum. Bir ara bana ‘Annemin kokusunu alıyorum’ dedi, onun kokusunu özlediğini ifade etti. Haftasonu İzmir’den bir hanım ziyaret etmişti hastaneyi. Ammar’ın hikayesini öğrendikten sonra ‘Onun annesi artık benim’ diye söyledi bizlere.”

Ammar’ı hastanede ziyaretimiz sırasında Mehmet Bey’in elinde büyük bir paket vardı. Ammar’a, ‘İzmir’deki annen gönderdi’ dedi ve paketi yanımızda açtı. Büyükçe bir paketin içi ağzına kadar çikolota, şeker ve güzel hediyelerle doluydu. Ammar çikolota ve hediyeleri odasındaki diğer hastalara dağıtılmak üzere eliyle işaret etti. Mehmet Bey büyük paket içerisinden çıkan küçük bir paketin ne olduğunun tahmini yapmasını istedi Ammar’dan. ‘Saat’ dedi ve gülümsedi. İçerisinden bir fincan çıkmıştı. Saat hediye sözünü de Hasene Türkiye Şubesi Başkan Yardımcımız Ömer Söyleyenoğlu verdi.

Telafer’den gelen insanlar

Hatay’ın Kırıkhan ilçesine Irak Telafer’deki katliamdan kaçarak gelen bir grup ile karşılaştık. İçerisinde üç dört aylık bebek de vardı, yaşlı insanlar ve kadınlar da. 300’e yakın kişi yola çıkmış fakat yolda ölenler de olmuş. Telafer’den Suriye’ye, oradan da Hatay’a ulaşmışlar. Günlerdir yollarda olduklarını söylediler. Her birisinin farklı farklı hikayesi vardı. Gözleri görmeyen annesini ve babasını orada bırakmak zorunda kalanlar olmuş. Ellerine aldıkları valizleri dahi soğuk hava şartlarından dolayı taşıyamaz hale gelmişler. Türkçe de biliyorlardı. Bir tanesi durumlarını şöyle anlattı: “Çok yağmur yağdı. Çocuklarımız, kadınlarımız ıslandı, üzerleri çamur oldu. Yaşlı ve hasta insanlarımız vardı. Sırtta taşınamaz duruma geldiklerinde yolda bırakmak zorunda kaldık. Herşeyimizi kaybettik. Yaşamak, çalışmak ve çocuklarımıza ekmek kazanmak için geldik.”

Hatay’da birlikte olduğumuz Hasene gönüllüsü Ali Osman Karataş Suriyeli mağdurların yaşamını şöyle betimledi: “Çamurlu bir alan. Yalın ayaklar. Bir kumanya paketi alabilmek için koşarak bize geldiler. Burada yaşanan acıya tanıklık ettik. Allah kimseyi evsiz, vatansız, yetim ve öksüz bırakmasın. Hava koşulları kötü olmasına rağmen, kimi yeni doğmuş bebeğini bir battaniyeye sarmış, kimi annesini, babasını ve kardeşlerini enkaz altında bırakmış ve gelmiş. İçerisi çamurlu, bez parçalarından oluşan evler, yağmur yağdığında yağmur suyu alan çadırlar. Buradaki yaşam bu şekilde.”