31 Mart 2013
Onlar, BM verilerine göre dünyada en fazla eziyet gören etnik grup. Onlar, yüzyıllardır yaşadıkları topraklarda vatansızmış gibi muamele gören, hakları ellerinden alınmış savunmasız bir halk. Onlar, yaşadıkları coğrafyada etnik ve dinî soykırıma maruz kalan, tam bir insanlık dramı ile karşı kaşıya olan mazlum bir halk. Onlar Arakanlı Müslümanlar.
Geçtiğimiz senelerde başlayan katliamla gündemimize oturan Arakanlı Müslümanların dramı hâlâ devam ediyor. İbadet yerleri ve evleri ateşe verilen bu halka yapılan zulüm karşısında uluslararası güçler sessizliğini koruyor. Yapılan yardımların kendilerine ulaştırılması dahi Myanmar devleti tarafından engelleniyor.
HASENE International e. V.
Kreissparkasse KölnIBAN: DE80 3705 0299 0149 2890 54
BIC: COKSDE33XXX
Murat Sevinç’le Arakanlı Müslümanların dünü, bugünü ve içerisinde bulundukları son durumu konuştuk.
Arakanlı Müslümanların tarihi hakkında kısa bilgi verebilir misiniz?
Rohingyalar olarak bilinen, bizim daha çok Arakanlı Müslümanlar olarak bildiğimiz bu halk Güneydoğu Asya’da bulunan Myanmar devletinin Arakan eyaletinde yaşayan, çoğunluğu Müslüman olan bir halk. Bu bölgenin İslam ile tanışması 8. yüzyılda Arap tüccarlar eliyle gerçekleşmiş. Rohingyalar 15’inci yüzyıl başlarında kurulan krallıkla iktidar olmuşlar ve İslam bölgede hâkimiyetini artırmış. 18’inci yüzyıla geldiğimizde Burma krallığı Rohingyalarla yaptığı savaşı kazanmış ve Rohingyaların yaşadığı Arakan bölgesini kendisine ilhak etmiştir. İngilizlerin 18. yüzyılın sonlarında bölgeyi kontrolüne almasıyla birlikte bölgede yaşayan iki halk olan Rohingya Müslümanları ve Budist Rakhineler ciddi sıkıntılara ve baskılara maruz kalmışlardır.
1947’de Myanmar bağımsızlığını ilan etmiş ve Rohingya Müslümanlarının dramı bu tarihle birlikte daha da farklı bir boyut kazanmış; bugüne kadar da kendi topraklarında yapılan tecrit uygulamalarına ve tüm hak ihlallerine rağmen yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor.
Rohingya Müslümanlarına yapılan bu tecrit ve baskılar bölgede yaşayan nüfusu ne şekilde etkilemiştir?
Toplam nüfusu 2.5 milyon olduğu tahmin edilen Rohingya Müslümanlarının bir milyona yakını Myanmar’da yaşarken, geriye kalan 1.5 milyonluk nüfus baskıcı politikalardan kaçarak başta Bangladeş olmak üzere Hindistan, Pakistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Malezya, Endonezya ve Tayland’a kaçmak zorunda kalmışlardır. Myanmar’da uygulanan etnik arındırma politikası ülkedeki Rohingyaların nüfusunu yarıya indirmede başarılı olmuştur.
Ne tür baskılar ve hak ihlalleri söz konusu? Biraz açabilir miyiz?
Arakanlılar 1942, 1962, 1978 ve 1991 yıllarında ciddi baskı ve zulümlere maruz kalmışlardır. 1978 yılında 200 bin, 1991’de ise 250 bin Arakanlı Bangladeş’e iltica etmek zorunda bırakılmıştır. BM Rohingyaları dünyada en fazla zulme uğrayan etnik kimlik olarak niteliyor.
Rakhine Budistleri Rohingya Müslümanlarına karşı etnik bir kıyımı reva görürken, maalesef Myanmar devleti bu yapılanlara sessiz kalmaktadır. Rohingyalar yüzyıllardır bu topraklarda olduğu hâlde hiçbir vatandaşlık hakkına sahip değiller; Burmalılar tarafından ten renklerinden dolayı Bengali (Bangladeşli) olarak nitelendirilip, kendi vatanlarının orası olduğu söylenerek Bangladeş’e göç ettirilmeye zorlanmaktadırlar. Burma devleti Rohingyaların nüfus artışının önüne geçebilmek için evlilik kotası uygulamakta, ibadethaneleri için gerekli ruhsatlar kendilerine verilmemekte, binaların sağlam olmadığı bahane edilerek dinî ilim gördükleri yerler ellerinden alınıp yıkılmaktadır.
Rakhine Budistleri marifetiyle insanları öldürme, tecavüz, işkence, mülkiyete cebren el koyma, zorla çalıştırma, kanunsuz vergilendirme, hırsızlık ve gasp sürekli devam ediyor ve devlet de buna sessiz kalıyor. Devlet kademesinde memur olan Müslüman Rohingyaların işlerine son verildi, işletmeleri kamusallaştırılarak ekonomik olarak güçsüzleştirildiler. Şu an hâlâ Arakanlı Müslümanlar kendi ülke sınırları içerisinde dahi seyahat edemiyorlar; şayet eden olursa yakalananlar yıllarca hapis cezasına çarptırılılıyor. Seyahat yasağının yanında belirli saatlerde sokağa çıkma yasağı diğer bir baskıcı uygulamadır. Myanmar devleti evlilik için her iki taraftan vergi almakta, evlilik izninin çıkması için çiftler 3-4 sene beklemek zorunda bırakılmaktadırlar. Beton ev yapımına müsaade edilmemekte ancak ahşap veyahut derme çatma evler yapılmasına müsade edilmektedir. Mazlum Arakanlı Müslümanlar eğitim almakta ise ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmaktadırlar.
Geçtiğimiz senelerde katliamlar tekrar arttı ve bölgeden katliamların devam ettiğine dair bilgiler alıyoruz. Bu hususta neler söylersiniz?
Geçen sene başlayan katliamın bilançosu çok ağır. 43 eve saldırı düzenlendi. 5.915 ev yakıldı. Sadece haziran, ağustos ve eylül aylarında 555 kişi öldürüldü. Bu sayı 2012 senesi içinde 5 bin ile 10 bin arasında değişiyor. Net rakamları konuşmak güç, çünkü katliamın net rakamları devlet eliyle gizlenmektedir.
Ayrıca 34 cami, 24 okul ve 4 üniversite yıkıldı. 35 bin 400 kişi mülteci duruma düştü. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği bu sayıyı 90 bin olarak açıkladı. 20 bin kişi nehir kenarlarında ve ormanlarda, zulümden kaçarak yaşıyor. Myanmar Başbakanı Thein Sein BM’ye Rohingyaların ülkede kalmasını istemediklerini, onların üçüncü bir ülkeye götürülmesi teklifini dahi yaptı. Uluslararası güçler bu yaşanan katliamlara dur diyecek bir tavır da almış değildir.
2012 yılında başlayan etnik temizlik şiddetlenerek binlerce kişinin evlerini terk etmesine sebep oldu. Rohingya Müslümanları ülkenin içlerinde kurulan kamplarda en ilkel şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. Yakılan evlerin ve sürgün edilen insanlardan kalan ev ve arazilere el konulmuştur. Örneğin vilayet başkenti olan Sittwe’de daha önce bulunan 12 köyden ayakta kalan sadece Aung Min Ga Lar isimli yerleşim yeri olmuştur.
Geçen hafta gerçekleştirilen saldırılarda 40 kişi hayatını kaybetti, camiler ve Müslümanlara ait evler de ateşe verildi. BM (Birlieşmiş Milletler) yetkilileri ülkede gerçekleştirilen katliamdan duydukları endişeyi dile getiriyorlar.
Mülteci durumundaki Rohingya Müslümanlarının dramına dair neler söyleyebiliriz?
Myanmar’da baskıların artmasıyla birlikte yüzlerce aile çoluk çocuğunu kurtarmak için teknelere binerek başka ülkelere kaçmak zorunda kaldılar. Geri dönüşleri ise engellendi. Geçen senenin ağustos ayında Tayland’a kaçan yaklaşık bin kişinin yetkililer tarafından sınıra inmelerine izin verilmemiş, kimse mülteci olarak da kabul etmediği için okyanusta hayata tutunabilme mücadelesi veren bu mazlumların yüzlercesi boğularak trajik bir şekilde ölmüştür.
Bangladeş’teki sayıları 400 bini bulan Rohingya Müslüman mültecilerin yaşam şartları hiç iyi değil. Cox Pazar’da bulunan mülteci kamplarına her türlü yardımın ulaştırılmasını Bangladeş hükûmeti yasaklamıştır; yasa dışı yardım götürülmesi durumunda ise kurumlara ağır cezai yaptırımlar uygulanmaktadır. Kamplara girmek, kamplardaki tanıdık memurların göz yumması ile ancak mümkün olabilmektedir. Tayland, Pakistan ve Malezya’daki mültecilerin sayısı 40 bine ulaşmıştır. Rohingyalar mülteci oldukları ülkelerde yasadışı olduklarından ucuz işçi olarak çalıştırılmaktadır; yerel halk ise iş bulamamaktan dolayı Rohingyalara tepki gösteriyor.
Bu sıkıntılar böyle devam edecek mi?
Myanmar hükûmetinin sessiz kaldığı bu zulüm, uluslararası baskılar olmadığı müddetçe devam edecektir. 2014 yılında yapılacak seçimler ile birlikte bu zulme dur diyecek bir hükûmetin oluşması zayıf da olsa bir beklenti olarak görülüyor.
Zulme uğrayan Rohingya Müslümanlarına insani yardım çalışmaları hangi oranda yürütülüyor?
Arakan, insani yardım çalışmalarının dünyada en zor yürüdüğü bölgelerin başında geliyor diyebiliriz. Şubat ayında İslam İşbirliği Teşkilatı (OIC) Myanmar ülke sorumlusu bizleri ziyaret etti. BM’den sonra en büyük organizasyon olan OIC gibi uluslararası bir kuruluşun dahi Arakan’a yardımların yapılması hususunda ciddi zorluklar yaşadığını öğrendik.
Son olarak Hasene’nin Rohingya Müslümanlarına yaptığı yardımlara değinmenizi isteyeceğim.
Geçtiğimiz sene ramazan ayında “Arakanlı Müslümanlar için Ramazan İftarı” acil yardım kampanyasını yürüttük. Myanmar Yardım Kuruluşları Birliği’nin yardımı ile yerlerinden edilmiş mazlum Arakanlı kardeşlerimizin pirinç, un, yemeklik yağ, baklagiller ve süt ihtiyaçlarını tedarik edip onlara ulaştırmaya çalıştık. Bunun yanında kumanya koli dağıtımlarımız da oldu. Kurban kampanyasında yine bölgeye ağırlık verdik ve kurban etlerinin kesim ve dağıtımını yaptık. Çalışmalarımızı bizzat Ramazan ve Kurban kampanyaları için ülkeye gönderdiğimiz gözlemcilerimiz eliyle organize ettik. Bunların dışında çadır ve sağlık hizmetlerinde de yardım faaliyetleri için altyapı çalışmalarının hazırlığını yapıyoruz.