26 Şubat 2026
HASENE, 70 ülke ve bölgede gerçekleştirdiği kumanya kampanyasının ardından 19 Şubat 2025 itibarıyla zekât ve fitre kampanyasını başlattı. “Zekât İbadetin, İyilik Mirasın Olsun” sloganıyla yola çıkan kampanyanın detaylarını HASENE Başkanı Bekir Altaş ile konuştuk.
Kumanya kampanyasının hemen ardından zekât ve fitre kampanyasını başlattınız. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
HASENE International e. V.
Kreissparkasse KölnIBAN: DE80 3705 0299 0149 2890 54
BIC: COKSDE33XXX
Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki; iyilik bir takvim işi değil, bir sorumluluk bilincidir. Kumanya kampanyamızla Ramazan öncesinde dünyanın farklı coğrafyalarında ihtiyaç sahiplerine ulaştık ve onların sofralarına katkı sunmaya çalıştık. Hemen ardından başlattığımız zekât ve fitre kampanyamız ise bu iyilik halkasını daha kapsamlı, daha sistemli ve daha sürdürülebilir bir şekilde devam ettirme irademizin bir göstergesidir.
Zekât, sadece mali bir ibadet değil; toplumsal adaletin tesisine katkı sunan güçlü bir dayanışma mekanizmasıdır. Biz de bu bilinçle hareket ediyoruz; emanet edilen her bir zekât ve fitreyi, gerçek ihtiyaç sahiplerine şeffaf, güvenilir ve titiz bir şekilde ulaştırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Kampanyanın sloganı dikkat çekici: “Zekât İbadetin, İyilik Mirasın Olsun.” Bu slogan ne ifade ediyor?
Zekât bir ibadettir; kişinin Rabbiyle olan bağının bir göstergesidir. Ancak aynı zamanda geride bırakılan bir iyilik mirasıdır.
Bir yetimin eğitimine katkı sunmak, bir ailenin iftar sofrasına vesile olmak, genç bir imamın görev yaptığı bölgede dini hizmetlerin devamını sağlamak… Bunların her biri kalıcı bir iyilik izidir. Biz bağışçılarımıza sadece “bağış yapın” demiyoruz; “bir iyilik mirası bırakın” diyoruz.


Zekâtın dağıtım odağındaki ana kalemler nelerdir?
Zekâtın dağıtımında esas aldığımız temel çerçeve, Kur’an-ı Kerim’de belirtilen sekiz ana sarf kalemidir. Tüm planlama ve uygulamalarımızı bu ilkelere bağlı kalarak yürütüyoruz.
Bu doğrultuda zekâtlar; temel gıda ve iftar desteklerinden eğitime katkı programlarına, genç imamların desteklenmesinden sosyal yardım projelerine, yetim çalışmalarından sağlık yardımlarına kadar geniş bir alanda değerlendirilmektedir.
Özellikle kriz bölgelerinde yürüttüğümüz çalışmalar büyük önem taşımaktadır. Gazze, Sudan ve Suriye gibi insani krizlerin derinleştiği coğrafyalarda zekât destekleri hayati bir ihtiyaçtır. Bununla birlikte, Kamboçya ve Nepal gibi ülkelerde yaşayan azınlık Müslüman topluluklara yönelik çalışmalarımız da ayrı bir hassasiyet taşımaktadır.
Bu bölgelerde Müslümanlar çoğu zaman hem ekonomik yetersizliklerle hem de sosyal imkânların sınırlılığıyla karşı karşıyadır. Zekât destekleri sayesinde sadece temel ihtiyaçlara katkı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda eğitim imkânlarını güçlendiriyor, dini ve manevi rehberlik hizmetlerini destekliyor ve toplumsal aidiyet duygusunu pekiştiriyoruz. Genç imamların desteklenmesi, yetim çocukların korunması ve yerel sosyal projelerin hayata geçirilmesi bu yaklaşımın somut örnekleridir. Temel yaklaşımımız, yardımların yalnızca geçici bir rahatlama sağlaması değil; azınlık Müslüman toplulukların kimliklerini koruyabildiği, daha güçlü ve daha umutlu bir geleceğe adım atabildiği sürdürülebilir bir iyiliğe dönüşmesidir.
Eğitim ve genç imamların desteklenmesi konusu özellikle dikkat çekiyor. Bu alanı biraz açabilir misiniz?
Çünkü yoksulluk sadece ekonomik değildir. Eğitime erişim eksikliği, dini rehberlik yetersizliği ve sosyal kırılganlık da toplumları zayıflatır.
Genç imamların desteklenmesi, bulundukları bölgelerde manevi rehberliğin sürmesini sağlar. Eğitim destekleri ise bir çocuğun geleceğini değiştirir. Biz, zekâtı sadece bugünü kurtaran değil; yarını inşa eden bir emanet olarak görüyoruz.
Kampanyada partner kurumlar da yer alıyor. Bu iş birliklerinin önemi nedir?
Uluslararası yardım çalışmalarında güçlü iş birlikleri büyük önem taşır. Bu kampanyada üst çatı kurumumuz IGMG, bunun yanı sıra ILM ve MENAR gibi partner kurumlarla koordineli şekilde çalışıyoruz. Bu iş birlikleri sayesinde hem sahadaki ihtiyaçları daha doğru tespit ediyor hem de yardımların güvenli ve şeffaf şekilde ulaştırılmasını sağlıyoruz.
Bu yıl görüyoruz ki “Ramazan’da İyilik Sofraları” temasıyla oluşturulan iftar yemekleri organizasyonu da var. Bu sofralar özellikle hangi bölgelerde kurulacak?
Başta Gazze, Sudan ve Suriye olmak üzere kriz ve yoksulluğun yoğun yaşandığı bölgelerde iftar sofraları kurulacak.
Gazze’de savaşın gölgesinde hayatta kalmaya çalışan aileler var. Sudan’da uzun süredir devam eden istikrarsızlık sebebiyle temel gıdaya erişimde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Suriye’de ise yıllardır süren insani kriz halen etkisini sürdürüyor. Zekât ve fitre, bu bölgelerde hem iftar sofraları kuracak hem de kalıcı sosyal destek projeleri yürüteceğiz.




Zekât ibadetini yerine getirmek isteyen bağışçılara ne söylemek istersiniz?
Zekât, bir yük değil; bir arınma ve paylaşma vesilesidir. Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar, bizim için küçük sayılabilecek desteklerle hayata tutunuyor. Bir zekât; bir sofrada sıcak yemek, bir yetim için umut, bir hasta için tedavi imkânı demektir.
Biz bağışçılarımıza şunu söylüyoruz: Zekâtınızı emanet bilinciyle ulaştırıyoruz.
Siz ibadetinizi yerine getirirken, biz de bu iyiliği dünyanın dört bir yanında mirasa dönüştürüyoruz.
