fbpx

ALMANYA’DA III. ULUSLARARASI UYGUR FORUMU DÜZENLENDİ

HASENE UYGUR FORMU 17 Haziran 2026

Çin’in Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerine yönelik politikaları nedeniyle uluslararası alanda yükselen hesap verebilirlik çağrıları, Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen III. Uluslararası Uygur Forumu’nda bir kez daha güçlü şekilde dile getirildi.


11-13 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen forumda, dünyanın farklı ülkelerinden parlamenterler, insan hakları savunucuları, hukukçular, akademisyenler ve Uygur toplumunun temsilcileri bir araya gelerek Uygurlara yönelik insan hakları ihlallerine karşı uluslararası toplumun atması gereken adımları değerlendirdi.

HASENE International e. V.

Kreissparkasse Köln
IBAN: DE80 3705 0299 0149 2890 54
BIC: COKSDE33XXX

Dünya Uygur Kongresi ile Uygur Demokrasi ve İnsan Hakları Merkezi (UZDM) tarafından organize edilen ve Alman Federal Meclisi’ndeki Uygur Dostluk Grubu tarafından desteklenen forum, bu yıl “Kampların Onuncu Yılı: Tanımadan Hesap Verebilirliğe – Sırada Ne Var?” başlığıyla düzenlendi. Forumda, Uygur meselesinin yalnızca insan hakları ihlallerinin tanınması ve kınanması düzeyinde bırakılmaması, somut siyasi, diplomatik ve hukuki mekanizmalarla hesap verebilirliğin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.

25 Ülkeden 200’ü Aşkın Katılımcı

Berlin’deki toplantıya 25 ülkeden 200’ü aşkın katılımcı ve yaklaşık 80 konuşmacı iştirak etti. Üç gün süren program kapsamında altı panel, sekiz yuvarlak masa toplantısı ve çok sayıda yan etkinlik gerçekleştirildi.

Panellerde Doğu Türkistan, Tibet ve Tayvan örnekleri üzerinden uluslararası düzenin sınırları ve sorumlulukları ele alınırken, Uygurların zorla çalıştırılması bağlamında küresel tedarik zincirlerinin insan hakları ihlalleriyle ilişkisi değerlendirildi. Ayrıca uluslararası sistemin Uygurları korumakta neden yetersiz kaldığı ve mevcut mekanizmaların nasıl güçlendirilebileceği tartışıldı.

Yuvarlak masa toplantılarında ise Çin’in yeni etnik birlik politikaları, Uygur diasporasına yönelik sınır aşan baskılar ve diaspora topluluklarının karşılaştığı güncel sorunlar masaya yatırıldı. Program kapsamında ayrıca Uygur toplumunun dayanıklılığını ve toplumsal direncini güçlendirmeye yönelik tamamen Uygurca gerçekleştirilen özel bir oturum da düzenlendi.

“Kaybolan Sesler” Sergisi İlgi Gördü

Forum kapsamında düzenlenen “Kaybolan Sesler” adlı fotoğraf sergisi de katılımcıların yoğun ilgisini çekti. Sergide, Çin’in toplama kamplarında zorla çalıştırılan Uygurların yaşadıkları zorluklar ile halen cezaevlerinde bulunan veya işkenceye maruz kalan Uygur aydınlarının hikâyeleri ziyaretçilere aktarıldı.

Dokun Isa: “Uluslararası Suskunluk Sona Ermeli”

Dünya Uygur Kongresi İcra Kurulu Başkanı ve forum organizatörlerinden Dokun Isa, forumun temel amacının Uygur meselesini uluslararası gündemde tutmak olduğunu belirterek, farklı ülkelerden gelen siyasetçiler, uzmanlar ve sivil toplum temsilcilerinin devam eden ihlallere karşı ortak bir tutum geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

Dünya kamuoyunun dikkatinin Ukrayna, Gazze ve İran gibi kriz bölgelerine yoğunlaştığına dikkat çeken Isa, Uygurlara yönelik baskıların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek uluslararası toplumun daha güçlü adımlar atması çağrısında bulundu.

HASENE’den Güçlü Destek

Forumun 20 sponsoru arasında yer alan HASENE, etkinliğin en büyük destekçilerinden biri olarak organizasyona katkı sundu.

Uluslararası Uygur Forumu’nun 2022 yılında gerçekleştirilen ilk oturumunun organizatörleri arasında yer alan ve bu yılki forumun ana sponsorlarından biri olan HASENE Yönetim Kurulu Üyesi Mesud Gülbahar da forumda bir konuşma yaptı.

Son on yılda Birleşmiş Milletler özel raportörleri, bağımsız araştırma mekanizmaları ve hayatta kalan mağdurların tanıklıklarının son derece endişe verici bir tablo ortaya koyduğunu belirten Gülbahar, “Bugün burada bulunmamızın nedeni, soykırımın belgelenmiş olmasının tek başına adalet anlamına gelmemesidir. Tanıma, ne kadar önemli olursa olsun, hesap verebilirliğin yerine geçmez.” ifadelerini kullandı.

Gülbahar ayrıca, Uygurların zorla çalıştırıldığı kamplardan çıkan ürünlere ilişkin tedarik zinciri mevzuatlarının etkin şekilde uygulanması gerektiğini belirterek, “Avrupa ekonomisi, hiçbir halkın bastırılmasına dolaylı olarak bile olsa ortak olmamalıdır.” dedi.